
Belden Yapılan İğne Sonrası BAŞAĞRISI
Tıbbi olarak “spinal anestezi” olarak bilinen, halk arasında belden iğne yapılarak belden aşağı kısmın uyuşturulması ile yapılan ameliyatlardan sonra bazen başağrısı olabilir. Bu başağrısı genellikle hafif ve birkaç gün süreli iken bazen çok şiddetli ve uzun süreli olabilir.
Başağrısının bilinen nedenlerinden en önemlisi, belden yapılan iğnenin omirilik zarını deldiğinde bu delikten vücut dokuları arasına sızan beyin-omirilik sıvısıdır. Beyin-omirilik sıvısı omirilik etrafını saran kılıfın içinde belli bir miktarda ve basınçta bulunur. Bu sıvının desteği ile de omirilik ve devamında beyin dokusu bir denge içinde bu alanda tutulur. Anestezi amacı ile belden iğne yapılarak beyin-omirilik sıvısı içine ilaç verilmesi önemli bir yöntemdir ve sık uygulanır. Ancak iğne ile omirilik çevresindeki kılıf delindiğinde, bu delikten bir miktar beyin-omirilik sıvısı bulunduğu yerden dışarı yani dokular arasına sızar. Bu ilk sızıntı ve sonrasında devam etmesi ile bel bölgesindeki omirilik sıvısı azalacağından, sıvının omiriliği kaldırma gücü ve yastık görevi zayıflar. Destekteki bu azalma ile omirilik ve buna bağlı olan beyin aşağı doğru çekilir. Sonuçta; hastaların yattığı yerde başağrısı yok iken, ayağa kalkma veya oturma ile yerçekimine bağlı oluşan gerilme ile şiddetlenen başağrısı ortaya çıkar. Bu başağrısı modelinde hasta daha başını kaldırdığında başlayan, ensesinden başına doğru çekilme ve basınç hissi şeklinde devam eden süreç yaşanır. Karın içi basıncı yüksek olanlarda (hamilelik gibi) spinal anestezi yapıldığında, karın içi basıncı omirilik bölgesinin de basıncını artırdığından omirilik kılıfı delindiğinde buradan olan sızıntı daha fazla olacaktır.
Bu tür başağrısı her belden anestezi yapılan hastada görülmemektedir. Neden bazı insanlarda görüldüğü konusunda kesin bir bilgi yoktur. Bu konuda en önemli yaklaşım hastaları bilinçlendirmek ve böyle bir durumda hekimi ile bağlantıya geçerek yapılması gereken basit fakat etkili tedbirleri alarak ağrıyı yaşamamaktır
Başağrısı ortaya çıktığında yapılacaklar; mutlaka hekimi ile bağlantıya geçerek başağrısının spinal anesteziye bağlı olduğunun onaylanması gerekir. Aksi taktirde başka daha önemli bir neden göz ardı edilebilir. Tedavisinde; yatak istirahati, bol sıvı almak ve özel bazı ağrı kesicilerin kullanımı birçok hastada yeterli olur. Ancak şiddetli ve inatçı hastalarda, beldeki beyin-omirilik sıvısının sızdığı varsayılan iğne deliğinin kapatılması gerekebilir. Bu kapatma işlemi için, hastanın belinden özel bir teknik ve bu işleme özel bir iğne ile delik olan alana ulaşılır. Sonra hastanın kolundan alınan kendi kanı bu alana verilerek, pıhtılaşarak deliği kapatması beklenir.
Basit önlemlerle giderilebilen ve gerekirse işlemsel tedavisi yapılan bu başağrılarında, uygun tanımlama yapılmaz ve tedbirler alınmazsa gereksiz yere çekilen başağrısı ve gereksiz kullanılan birçok ağrı kesici ile hasta bu sıkıntıyı yaşamış olur.





