tr
Trigeminal Nevralji

Nevraljiler içinde en sık görülen trigeminal nevraljinin insidansı 100 000 de 5 oranındadır.İnsidans yaşla birlikte artar, 60-70 yaş arasında 100 000 de 17-24 arasındadır.Trigeminal nevralji idyopatik veya sekonder tipte olabilir. Olguların %97’sinde organik bir hastalık  yoktur. Geri kalan ve sekonder trigeminal nevralji olarak adlandırılan olgularda trigeminal sinir dallarını tutan zona sonrası postherpetik nevralji, multipl skleroz veya beyinde yer işgal eden lezyonlar saptanabilir. 

İdyopatik trigeminal nevralji (İTN), sıklıkla yaşlılarda görülen bir hastalık olup, nadiren genç yaşlarda da ortaya çıkabilir. En sık 50-70 yaş arasında görülür. Hastaların yaklaşık % 60 kadarı kadındır. Genç yaşta görülen trigeminal nevralji hastaları, multipl skleroz yönünden araştırılmalıdır.

Trigeminal nevraljinin semptomları ağrı ve bazen hafif duyusal yakınmalardır. Ağrının özellikleri,birkaç saniye veya 2 dakikadan kısa sürelidir. Elektrik şokuna benzer ve bıçak saplanır tarzda, çok şiddetli ve tek taraflıdır. Ani, yoğun, keskin başlar ve sonlanır. Ataklar arası ağrısızdır. Zararsız uyaranlarla (yüze dokunma, çiğneme, konuşma, yutkunma gibi) tetiklenir. Trigeminal sinirin bir veya daha fazla dalına yansır.

Trigeminal nevralji, aralıklı seyreden bir hastalıktır. Birçok hastada aylar veya yıllar süren ataklar arası ağrısız dönemler olur. Tekrarlayan ataklar hemen daima yüzün aynı tarafındadır. Tetikleme ile ağrı başlar. Tetikleyen uyarılar zararsız olup, tetik alan daima ağrı tarafındadır. Hastaların büyük kısmı benzer uyarılarla ağrının tetiklendiği öyküsünü verirler. Bunlar arasında, yüze dokunma, yüz yıkama, diş fırçalama, çiğneme, yutkunma, konuşma, soğuk hava ve rüzgar gibi nedenler sayılabilir. Tetik alanın yerine göre hastaların günlük yaşamları etkilenir. Tetik alan;  üst dudak ve yüzde ise, yüzünü yıkayamaz ve traş olamaz. Dişler ve dişetlerinde ise, dişlerini fırçalayamaz, yiyecekleri çiğneyemez ve sonuçta ağız hijyeni ve beslenme bozulur. Ek semptom ve bulgu yoktur. Fiziksel ve emosyonel stresler, ağrı sıklık ve şiddetinde artışa neden olabilir. Genellikle hastanın ağrı öyküsü tanı için yeterlidir.