
YENİDOĞAN BEBEKLER AĞRI
Yenidoğanlarda ağrı konusu son yıllarda yoğun olarak ele alınmakta ve birçok çalışma ile değerlendirilmektedir. Eskiden varolan yenidoğanlarda ağrı hissi hiç veya yeteri kadar algılanmaz düşünceleri, günümüzde yerini, yeteri kadar algılanır fakat yeteri kadar değerlendirilemez tartışmalarına bırakmıştır.
İlk ağrı algılayıcılar anne karnında yaşamın 7. haftasında ağız çevresinde ortaya çıkar. Daha sonra, 9. haftada yüz bölgesine, 11. haftada avuç içi ve ayak tabanına ve 20. hafta tamamlanmadan önce tüm vücut yüzeyine yayılır. Doğum öncesi sinirlerin organizasyonu ve yerleşimi tamamlanır. Ancak myelin kılıf olarak bilinen sinir kılıfları daha geç dönemlere kadar olgunlaşmaya devam eder. Bu nedenle de, yenidoğan ağrıyı algılamaz gibi bir yanlış kanı gelişmiş idi. Oysa, myelin kılıfların gelişmesi, uyarıların iletiminden değil, iletim hızıyla ilgilidir. Sonuçta, iki ana ağrı yolu gebeliğin 3. Üç aylık döneminde fonksiyonel hale gelmiş olur. Dolayısıyla yenidoğan bebeklerde erken doğum bile olsa anatomik ve biokimyasal gelişme, ağrılı uyaranların normal iletimi için yeterlidir.
Ağlama, yenidoğan döneminde ağrının önemli bir ifadesidir : Ağlama, yenidoğanın ağrılı olaylara karşı verdiği en belirgin ve izlenebilir reaksiyondur. Yenidoğanın sıkıntı tipleri ile ağlama seslerinin akustik karakteristikleri arasındaki korelasyonla ilgili çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Yenidoğanın, doğum ağlaması, ağrı ağlaması, açlık ve keyifli olduğunda çıkardığı farklı seslerin spektrografik çalışmalarında genellikle doğru tanımlamalar yapıldığı bildirilmektedir. Ağrı ağlamalarının süresi uzamış ve giderek azalan bir melodik çizgisi vardır. Ağlamanın cinsi ve şiddeti, sadece o andaki nedene bağlı olmayarak, çocuğun tecrübesindeki huzursuzluklar da etkili olabilir. Örneğin, uzun süre aç kalan çocukta açlık ağlaması, ağrıdan olan ağlama ile karışabilir. Sonuçta; eğer duysal sinyal belli bir sürede azalmış ise ağrı ağlaması, korku ağlaması ve açlık ağlaması arasında ayrım yapmak olanaksız olabilir. Ağlamanın akustik karakteristikleri, ağlamanın nedeni olan faktörler hakkında küçük bilgiler verebilir. Ağlama, aslında çocuğun sıkıntısını çevresine anlatmaya çalıştığı bir uyarıdır.
Yenidoğanlar ağrılı uyaranlara farklı tepkiler gösterebilir. Ağrılı uyarana karşı, tüm vücudunu kasarak verdiği cevabı gözlenebilir. Bu tepkiler, 30 haftanın altındaki erken doğan bebeklerde bile bulunur. Ancak 1 aydan büyük bebekler, ağrılı uyarının yerine göre daha direkt cevaplar verimeye başlar. 3. Aydan itibaren bacaklara verilen ağrılı uyaranlara bacak çekme cevabı gelişir.
Yenidoğanda ağrı, kalp hızı ve solunumda hızlanma, kan basıncı ve cilt ısısında artış gibi değişikliklere neden olabilir. Avuçlarda terleme, ağrının anlamlı bir göstergesi olabilir.
Yenidoğanda ağrılı uyaranlar sonucu oluşan fizyolojik değişiklikler izlenebilir. Bu yaş grubunda sözel iletişim olmadığından, hareketlerin izlemi ile değerlendirme esas olacaktır. Gülen, mutlu ve rahat bir görünüm ağrının olmadığını ifade eder. Hafif ve orta dereceli ağrılarda, yüzünü buruşturur, ağlar ve çevraye ilgisiz olur. Şiddetli ağrısı varsa, oyalama ile engellenemeyen şiddetli ağlama gözlenir.





