
Genellikle bel cerrahisi sonrası ortaya çıkan veya varolan ağrısı ameliyat sonrasında da devam eden kronik bel ve bacak ağrısı olarak bilinir.
Hastalığın başlangıcı ve devamı birçok faktöre bağlı olabilir. Bu faktörler arasında; tekrarlayan bel fıtıkları, kanal darlığı, ameliyat sonrası enfeksiyon, ameliyat sonrası yapışıklık, sinir zedelenmesi gibi mekanik faktörler ile depresyon, anksiyete, uyku bozuklukları gibi süreçler sayılabilir. İnsidansı ortalama %15 civarında olup, kronik ağrı ile uğraşan kliniklerin önemli uğraş alanlarındandır.
En sık eşlik eden yakınmalar; bel ve bacaklarda yaygın, şiddetli, künt veya keskin ağrı yakınmasıdır. Bacaklarda duysal değişiklikler saptanabilir. Kronik ağrı dönemindeki hastaların büyük kısmı mutsuz, tedavilerden yorulmuş ve geçirdiği cerrahiden pişmanlık ifade eder durumdadır. Özellikle ameliyat öncesi ve sonrası dönemde, birbiri ile çelişen birden fazla hekim görüşü alan hastalarda, bu pişmanlık ve keşke … ile başlayan yakınmalar çok daha fazladır.
Başarısız bel cerrahisinin altında yatan birden çok neden olabileceğinden tanısı zor olabilir. Özellikle ameliyat öncesi dönemde yeterli bilgilendirilmemiş hastalarda, ameliyat sonrası dönemde devam eden ağrıların hasta tarafında kabullenilmemesine bağlı gelişen anksiyete veya depresyon ayırıcı tanıyı daha da zorlaştıracaktır.
Tanı için, hastanın ameliyat öncesi döneme ait yakınma ve bulguları incelenmeli ve ameliyat sonrası dönem bulguları ile karşılaştırılmalıdır. Direkt grafi, bilgisayarlı tomografi, miyelografi, MRG, diskografi ve radyonükloid görüntüleme gibi radyolojik yöntemler tanısal değerlendirmede kullanılabilir. Hematolojik testler, devam eden inflamasyonu gösterebilir.
Ayırıcı tanıda, önemli olan hastanın geçirdiği cerrahi sonrasında gelişen veya artan klinik tablosunun varlığını saptamaktır. Yani, başarısız bel cerrahisi ile kronik bel ağrısını ayırmak gerekir. Kronik bel ağrılarında lomber faset eklemler %40’a, sakroiliak eklem %30’a varan oranlarda ağrı nedeni iken, bu oranlar başarısız bel cerrahisinde %2-3 civarındadır. Bu nedenle ameliyat öncesi dönemde cerrahi için yapılan değerlendirmeler büyük önem taşımaktadır. Gerekirse lokal anesteziklerle yapılacak faset eklem enjeksiyonu, sakroiliak eklem enjeksiyonu, sinir blokları ile tanısal değerlendirmeler yapılarak gereksiz cerrahilerden kaçınılmalıdır.





