
Diz ağrıları birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir. Özellikle ileri yaş grubunda ağrılı diz oranı artarak görülür. Yaş gruplarına bakıldığında; çocukluk – gençlik dönemlerinde artrit denen eklem iltihapları, düz tabanlık, diz kıkırdak yumuşaklığı ve bağlarda gevşeklik sonucu oluşan ağrılar gözlenir. Genç-orta yaşlarda menisküs yırtılmaları, İleri yaşlarda ise eklem kireçlenmelerine bağlı süregen ağrı ve eklem hareket kısıtlılığı ön planda olan tablo oluşabilir.
Diz ağrılarıyla birlikte bazı belirtiler hastalar tarafından sayılabilir. Bunlar; aktivite sonrası dizde şişlik ve ısı artışı, oturup / kalkmada zorluk, yürürken diz ağrısı, merdiven inip-çıkmada zorluk, dizini bükerek oturmada zorluk, bacak sallandığında dizde tıkırdama olarak sıralanabilir.
Diz ağrılarının tedavisinde, ağrının nedeni ön plana alınarak karar verilmelidir. Özellikle iltihabi durumlar gözden kaçırılmadan erken dönemde tedavi edilmelidir. Çünkü akut ağrı olarak nitelendirilen, hasta tarafından ilk kez hissedilen bu ağrılar bir alarm sistemi olarak hastalık yerini işaret etmektedir. Alarm dikkate alınarak tetkik edilmelidir. Oysa ileri yaşlarda, kireçlenmelere bağlı gelişen diz ağrıları bozuk bir alarm gibi tetkikle nedeni bulunsa da susturulması oldukça zor alarm sistemleridir. Özellikle ağrı ve hareket kısıtlılığı ile seyreden kireçlenme ağrılarının tedavisi iyi izlenmelidir. Diz eklem kireçlenmesi denen durumlarda, diz eklem kıkırdakları eriyerek kemik yüzeyler birbirine yaklaşır, diz içi sıvının yapısı bozulur ve diz bağlarının elastikiyeti azalır. Tüm bu nedenlerin her biri ağrı nedenidir.
Ağrı tedavisinde, ağrı kesici ilaçlar dışında, diz eklemine yönelik enjeksiyonlar (ilaç,ozon, Radyofrekans gibi), diz bağları ve diz çevresi kasların fonksiyonunun düzeltilmesi için kas-iskelet sistemi enjeksiyonları ve gerektiğinde cerrahi işlem yapılabilmektedir. Tedavi seçeneği, hastanın durumuna göre değişir. Ancak cerrahi işlem öncesinde ağrı kesici ilaç kullanmak dışında yapılacak birçok ağrı tedavisi olduğundan, diz protez ameliyatları tüm bu tedavilere cevapsız olan hastalarda düşünülmeli ve uygulanmalıdır.





